Benim Psikolojik Sorunlarım Yok!

Benim Psikolojik Sorunlarım Yok!

Bunun bir de kardeş cümlesi var, ben deli değilim!

Sporcu koçluğuna başladığımızdan beri iki genç oyuncu üzerinde duruyorduk. Biri benim biri de Emrah Peker’in ille de çalışmak istediğimiz futbolculardı.

Bu iki futbolcu da Türkiye’deki bütün futbolseverlerin isimlerini bildiği, büyük umutlar beslenen oyunculardı. Çok genç yaşlarından beri tanıyoruz onları, siz de tanıyorsunuz. İşin enteresan tarafı hala çok gençler.

İsim vermeyeceğim tabii, konuştuğum kişiden izin almadım çünkü ve oyuncular hala çok genç oldukları için belki ileride bir dönüşüm yaşarlar diye umut ediyorum. Bu hafta bu iki oyuncuyla ilgili önemli bir görüşme yaptım. İkisi de sporcu koçu, psikolog gibi birilerine ihtiyacı olmadığını, psikolojik sorunları olmadığını söylemiş. Görüştüğüm kişi de benimle aynı fikirde, oyuncuların ihtiyaçları olduğunu düşünüyor hatta net şekilde biliyor. Neredeyse bir yıldır görüşüyoruz ama bir sonuca ulaşamadık. Futbolcular görüşmeyi kabul etmiyor çünkü mental bir sorunları olmadığını iddia ediyorlar.

Futbol yetenekleri herkesçe kabul edilen oyuncular eğer gelmeleri gereken yere ulaşamıyorlarsa mental problemleri vardır. Futbol yeteneğinin içinde her şey var, fizik kalite de dahil olmak üzere. captano.org sitemizde “olacağı kadar olamayanlar” hakkında çok yazı var, meraklısı baksın. “Olacağı kadar olamayanlar” Baba Gündüz Kılıç’a ait bir söz. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük filozof futbol adamlarından biri.

Olacağı kadar olamayanlar iki şekilde karşımıza çıkıyor. Bir grup profesyonel futbolcu bile olamadan kaybolup giden gençler, bir de profesyonel olsa bile ulaşabileceği en üst noktaya ulaşamayanlar. Bunların için alt liglerde sürünenler de var, dünya çapında yıldız olması gerekirken olamayanlar da. Örnek verelim. Profesyonel bile olamayanları zaten kimse hatırlamıyor ama elimde canlı bir örnek var: Bir kulüple görüşmeye gitmiştim, görüşme bitince o zaman yeni açılan stadlarını gezmek istediğimi söyledim. Bir güvenlik görevlisi bana stadı gezdirdi. Güvenlikçi arkadaşın anlattığına göre büyük kulüplerimizin birinde altyapıda oynamış, kendi yaş grubunda milli de olmuş ama A takıma almamışlar. Bir sezon BAL Liginde oynayıp futbolu bırakmış. İşte bu arkadaş profesyonel bile olamadan kaybolmuşlardan biri. Yaptığım işi anlatamadım ona.

Galatasaraylı Oğuz Sabankay profesyonel olmasına rağmen kaybolanlardan. Antonio Cassano dünya çapındaymış gibi gözükmesine rağmen olması gereken yere ulaşamamış bir futbolcu. Balotelli? Sergen Yalçın? Sizce bu oyuncuların sorunu neydi? Fizik mi? Futbol becerileri mi? Futbolun gerektirdiği bütün incelikleri çok iyi biliyorlardı. Hatta yetenekleri itibariyle bir avuç elit futbolcudan bazıları da onlardı. Sergen’in anlattığı meşhur hikaye var ya “benim mesela Almanya milli maçından sonra Bayern Münih’e transferim vardı, adamlar bir araştırmışlar almadılar” dediği ve güldüğü. Neyini araştırıyorlar Sergen’in? Tabii ki saha dışında ne yaptığını. Bir futbolcunun saha dışında ne yaptığının futbol yetenekleriyle ilgisi var mı?

Ticaret yapanlar bilir. Toptan piyasasına yeni bir ürün çıktığında satıcılar satın almadan önce “devamı var mı” diye sorar. Devamı olması demek bağladıkları müşterinin de devamlı olması demektir. Gelip geçici ürünleri seyyar tezgahta satabilirsin ama ciddi ticarethanelerde sorun yaratır. Dünya futbol piyasası da böyle çalışıyor. Devamı var mı yerine, devamlılığını araştırıyorlar, bizi yarı yolda bırakacak alışkanlıkları var mı diye kontrol ediyorlar. Tam olarak profesyonel mi diye bakıyorlar. Yani aslında oyuncunun mental durumunu araştırıyorlar.

Bu arada “mental” yazdıkça word’ün altını kırmızı çizip “mantal” yazınca “oooyyynnnnnaaaa” demesi de acayip.

Sporcuların mental desteğe ihtiyaçları olmadığını düşünmeleri yadırganacak bir durum değil aslında. Asıl ihtiyacı olanların kabul etmemeleri şaşırılacak bir durum da değil. Sadece sporcularla da sınırlamamak gerekir. İnsanların büyük çoğunluğu mental desteğe ihtiyacı olmadığını düşünüyor.

Çok yakınlarımla bile yaşadım bu deneyimi. “Senin de dile getirdiğin şu probleminle ilgili bir ay sonra bazı çalışmalar yapalım” dediğimde “tamam” deyip, “haydi çalışmaya başlayalım” dediğimde “ben deli değilim, git başkalarıyla çalış” dediklerini çok gördüm. Halbuki kendileri sürekli aynı şeyden şikayet ediyorlardı.

Toplumun genelinde olan bu sorunun sporcular için olmaması mümkün değil. Özellikle futbol camiasında. Kendisi ve eşi voleybol milli takımlarında oynamış ve şimdi menajerlik yapan bir arkadaşımla görüştüğümde “voleybol camiası futbol gibi değil, oyuncuların eğitim düzeyleri daha yüksek sana çok fazla ihtiyaçları olmaz” demişti. Ben de ona “burada iki türlü bir durum var, futbolcular ihtiyaçları olduğunu reddedebilir ama voleybolcular ihtiyacı olduğunda görüşmek isteyeceklerdir” demiştim. Amma velakin memlekette Amerikan filmlerinde bahsedilen “senin profesyonel yardım alman lazım” lafı küfür gibi geliyor insanlara. Zaten birisi böyle bir isteğini dile getirse “saçmalama, hadi gidip rakı içelim anlatır rahatlarsın” moduna giriliyor. Rakı içmeyen tayfa da çay içelim diyor. Fark etmez.

Bir de şöyle bir yaklaşım var: Bu ülkede psikoloğa, yaşam koçuna ihtiyaç yok çünkü insanlar mahallede abisiyle, ablasıyla dertleşebiliyor. Ben de eskiden öyle zannediyordum. Kimin derdi olsa gelip bana anlatırdı, ben de çözüm bulurdum. Koçluk işini profesyonel olarak yapmaya soyunduğumda (ne acayip laf) anladım ki hiç öyle değilmiş. Keşke yıllarca dostlarıma yardım etmeye çalışmasaydım. Bu biraz trafik kazası olunca işin uzmanı olamayan insanların kazazedelere yardım etmesine benziyor. Yardımı işin uzmanına bırakmazsan çok ciddi sakatlıklara sebep olunabiliyor. Dursun başkanın kulakları çınlasın. İnsanların ne durumda olduklarının farkında olmaları önemli. Çok kullanıldığı ve ne anlama geldiği doğru düzgün anlatılamadığı için “farkındalık” kelimesini kullanmaktan bilinçli olarak kaçınıyorum ama doğrusu da bu. Milyonlarca lira kazanma ihtimali olan genç insanlara önlerindeki engelleri aşmaları için yardımcı olmak gerekiyor. 

Bahsettiğim iki futbolcu dışında hedefimizde iki genç futbolcu daha var. Biriyle yakın bir zamanda görüşeceğiz, Ankara’dan gelecek. Diğeri çalıştığımız bir takımın oyuncusu. Özel ilgi ile onların ne seviyeye geldiğini birlikte göreceğiz. Tabii ki yardımı kabul etmeleri durumunda bizim sorumluluğumuz başlayacak.

Kusura bakmayın Galatasaray Mersin’e yenilince can sıkıntısından çok vaktim olmadı o yüzden uzun yazdım, Mark Twain stayla.

BENZER İÇERİK

Maç Cuma akşamı oynandı ve ben maç yazısını aşırı sıvı alımından dolayı ertesi...
Hayatımda gördüğüm en sıkıcı Dünya Kupasıydı, hala da öyle. Bütün takımlar...
Meksika ’86 denince ilk aklıma gelen Maradona oluyor. Maradona’nın büyüklüğünü...
  İşte en çok sevdiğim, en iyi hatırladığım kupaların ilki. İlk göz...
Capo 11 yaşında. En az hatırladığım Dünya Kupasıdır. Maçlar bizim saate göre...
Her dünya kupasında ille kupanın tarihini anlatan belgeseller, kitaplar...

Aforizma

Bir gecede 6 kızla dışarı çıktım. Hepsini birbirleriyle aldattım ama Roma'yı asla aldatmadım.

Francesco Totti

ÜYELİK

Güncel

Beşiktaş, ligin bitimine 3 hafta kala 73 puanla zirvenin tadını çıkarıyor.   Zor geçmesi...
Beşiktaş'ta 3'er sarı kartı olan Gomez ve İsmail gibi Kayseri maçını hasarsız...
“Gereksiz bir şekilde topa çok fazla sert vurdum ve atışı gole çeviremedim. Bu son olsun... Bir...
“Yarışta ipler elinizde mi” sorusuna, Güneş’ten ilginç çıkış: "Biz ip atlamıyoruz, top oynuyoruz....
Süper Lig'in 31. haftasında Kayserispor'u 4-0'la geçen Beşiktaş, bitimine 3 hafta kala 73 puanla...