Birikmişlikler

Birikmişlikler
Necefli Maşrapa  (ya ne koyaydım)

Word’e göre böyle bir Türkçe kelime yok diyor, komple kırmızı çizdi altını. Ne yapalım ki var, üzgün değilim Bill.  Yaşanmışlıklar oluyor da birikmişlikler neden olmuyor? Yazdım oldu.

Uzun zamandır yazmıyorum ya, suçumu örtbas etmek için kıvırıyorum, az sayıda okuyucuyu da kaçıracağım tümden.

Galatasaray-Fenerbahçe maçıyla başlayayım.

Maça Galatasaray çok hızlı başlamış, Fenerbahçe tam bir deplasman takımı gibi kontra için sotaya yatmıştı. ++++++++++++ (bu burada kalsın, kedim Suzi poposuyla yaptı bunları, ulan iki elimle zor yapıyorum. Ne kadar zor şartlarda yazılıyor bu yazılar ah ah)

Galatasaray yükleniyor ama pozizyon üretmekte de zorlanıyordu. Fenerbahçe ise kaleyi bulan birkaç şut çıkarmıştı. Derken Galatasaray kornerden golü buldu.

Normal şartlarda Fenerbahçe’nin beraberlik için risk alması gerekirken o topa hiç girmediler. Galatasaray baskısı sürdü. O sırada Galatasaray büyük bir takım nasıl oynarsa öyle oynuyor, Fenerbahçeli olsam takımımın oyunundan nefret ederdim twitleri attım. Maçı skoru yanıltmasın, haklıydım.

Ancak yakalanan üstünlük oyuna hakimiyet Galatasaraylı bazı oyuncuların laubali şeyler yapmalarına sebep oldu. En kızdığım N’Diaye’nin orta sahada yaptığı gereksiz bir artistik hareket oldu, bir çok kişinin dikkatini çekmedi bile muhtemelen. İkinci yarıya Galatasaray ikinci golü bularak başladı fakat takımdaki laubalilik arttı. Fenerbahçe biraz daha hareketlendi. Ömer Bayram’ın rakibini kaçırması, Muslera’nın gereksiz çıkışı ve VAR ile gelen penaltı Fenerbahçe’yi umutlandırdı. Büyük ihtimalle golün VAR’la gelmesi Galatasaray’ı tahminlerin ötesinde bozdu. Hem takımı hem de tribünleri. Fenerbahçe inisiyatifi eline aldı, kısa süre sonra da beraberliği yakaladı. Galatasaray toparlanmaya çalışıyor ama bir türlü toparlanamıyordu. Fatih Hocanın elinde hamle için yeterli oyuncu yoktu. Sakatlar takımın belini bükmüşken bir de ısınma sırasında Eren sakatlanınca, kenarda hamle oyuncusu olarak bekleyen Sinan Gümüş ilk 11 başladı. Kulübe iyice zayıfladı. Eh, Sinan yakaladıklarını atsa bunları konuşmazdık tabii ki. Goller golcü olmadan atılamıyor işte. Garry, Sinan, Belhanda, Feg, Onyekuru golcü değiller, kanat adamı özellikleri daha yüksek, asist yapma ihtimalleri gol atma ihtimallerinden fazla oyuncular. Devşirme golcü de bu kadar oluyor işte, olamıyor yani.

Maç sonunda sahada çıkan olaylar Galatasaray’a sakatlıklardan sonra ikinci darbe oldu. Fatih hoca bile 7 maç ceza aldı.

Gidilen Schalke maçı beklenen gibi oldu. Sakatlar ve Fenerbahçe maçının göz göre göre kaybedilmesi Galatasaray’ı mental olarak çok hırpalamış, o kadar belli oluyordu ki. Hoca bile maçtan sonra Schalke maçını değil Fenerbahçe maçını konuştu, akıllar orada kalmış belli ki. Kalmayacak gibi değil ki, ciddiyeti korusan ve üstüne gitsen darmadağın edeceğin Fenerbahçe’yle berabere kalıyorsun ve neredeyse maçı kaybetme durumuyla karşılaşıyorsun. Üstüne üstlük bir dolu ceza yiyorsun, hem de maçtan birkaç saat önce açıklanıyor cezalar. Fatih Hoca da TFF bir de Schalke’ye destek mesajı atsaydı her şey tam olurdu diye maç öncesi demeç verdi. Kafalar Türkiye’de kalmış belli ki.

Schalke normal şartlarda yenilmeyecek takım değil ama Galatasaray’da son zamanlarda hiçbir şey normal seyretmiyor.

Dönüşte Kayseri deplasmanı ilaç gibi geldi. 3-0’lık net galibiyet Galatasaray’ın Beşiktaş sendromuna girmesini önledi. Yoksa, sürekli şikayet eden, bir türlü işine konsantrasyonunu sağlayamayan bir takıma dönüşmek işten bile değildi. Kayseri maçı bizi bu bataklıktan kurtardı.

Beni en çok şaşırtan şey, Hocanın takıma ve bazı oyunculara hakim olmadığını görmek. Hoca en son milli takımda Arda ile yaşadıklarında böyle bir tablo çizmişti. Orada da gerekli cezaları kesmiş, topçuları kadroya almamıştı. Sonradan almak zorunda kaldı, bundan da çok rahatsız olduğunu tahmin ediyorum.

Muslera Fenerbahçe ve hemen arkasından Schalke maçlarında aynı hatalı çıkışı yaptı ve golle sonuçlandı. Muslera için bu sezon çok kötü diyen unutkanları görüyorum. Daha çok kısa zaman önce Bursa ve içerdeki Schalke maçlarında takıma puanları kazandıran adama sezon başından beri formsuz demek için alzheimer falan olmak lazım, sakin.

Yine benzeri şekilde, takımın pilinin bittiği eleştirileri. Daha çok kısa süre önce şampiyonlar liginde hem Porto hem de Moskova deplasmanlarında 90 dakika çatır çatır oynamış takıma 60‘da pili bitiyor, sezon başı hiç çalışmamış takım demek için de alzheimer olmak gerek. Bunu Hocayı sevmeyenlerin dediklerini biliyoruz, kim olduklarını da.

Galatasaray ne yazık ki Fatih Hocanın sırtına binmiş durumda. Hocaya Fenerbahçe tarafından sokak kabadayısı benzetmesine Hoca cevap verince, Fenerbahçe yöneticisi söylediklerimizin arkasındayız dedi. Galatasaray başkanı ise susma hakkımızı kullanıyoruz dedi. Başkana biri hatırlatsın, susma sustukça sıra sana gelecek. Başkan bariz şekilde Fatih Hocayı yalnız bıraktı. Başkanın kulübün 10 Kasım anma görselinde isminin ne işi var allaşkına. Bir de çıkmış, algı yapıyorlar diyor. Ne algısı başkan? Seçime girecek muhtar adayı gibi davranan sensin, kendin algı oluşturmaya çalışıyorsun.

VAR ayrı bir hikaye. Oyunu durdurup bir çok açıdan izleyip yine de Galatasaray aleyhine yanlış karar veriyorlar. Çok acayip gerçekten.

Bunlar sadece Galatasaray’ın önünü kesmek için yapılmıyor. Asıl amaç Başakşehir’i şampiyon yapmak. Başakşehir aleyhine olabilecek pozisyonlarda VAR’a bile bakılmıyor. Bir değil iki değil, kaçıncı kez oluyor bunlar. Rakibimiz güçlü. Rakibimiz bildiğin iktidar. Zor bir sezon olacak. Başakşehir hem bu kadrosuyla hem de bu kadar aleni kayrılmaya rağmen şampiyon olamazsa ismini İskispor olarak değiştirip güreş, judo gibi sporlara yönelsin.

Birikmişlikler çok daha fazla ve çok da sinirliyim aslında ama yazdıkça sıkıldım.

Makale tipi: 

BENZER İÇERİK

Kediden fırsat bulabildiğim kadar eski bir yazıyı güncelleyeceğim. Örneklere...
Çok sinirli ve kızgınım. Takımın yenilmesine değil sinirim. Birkaç haftadır...
Necefli Maşrapa  (ya ne koyaydım)
Word’e göre böyle bir Türkçe kelime yok diyor, komple kırmızı çizdi altını. Ne...
Konuk yazarımız Avukat Şenol Özçakıcı'nın bilgilendirici yazısı...
Ben daha ne yapayım
Çocukluğumda bir şey vardı, bakkaldan alınan kazı-kazan benzeri bir çekiliş...
Net olarak söyleyeyim ki kazanç. Kendim sorup kendim cevaplıyorum, bu gidişle...

Aforizma

Livorno'yu eşimden daha çok sevdiğimi söylüyorlar. Hayır, bu doğru değil. Eşimi de, en az Livorno kadar seviyorum.

Christiano Lucarelli

ÜYELİK

Güncel

Spor Toto Süper Lig'in lideri Beşiktaş'ta bu sezon gösterdiği performansla, eski günlerine...
Beşiktaş, ligin bitimine 3 hafta kala 73 puanla zirvenin tadını çıkarıyor.   Zor geçmesi...
Beşiktaş'ta 3'er sarı kartı olan Gomez ve İsmail gibi Kayseri maçını hasarsız...
“Gereksiz bir şekilde topa çok fazla sert vurdum ve atışı gole çeviremedim. Bu son olsun... Bir...
“Yarışta ipler elinizde mi” sorusuna, Güneş’ten ilginç çıkış: "Biz ip atlamıyoruz, top oynuyoruz....