Futbolcunun Oğlu

Futbolcunun Oğlu

Özellikle erkek çocuklar için babayla olan duygusal durum biraz karışıktır. Hem rol model, hem de büyük rakiptir baba. Çocuğun gözünde hem güçlü, hızlı, akıllı bir süper kahramandır baba hem de ileride geçmek istediği kişi. Özellikle ergenlik döneminde baba ile oğul arasında eski-yeni çatışmaları en üst seviyeye yükselir. Gelenekçiliğe karşı yenicilik. Hemen her erkek çocuğu bu çatışmayı bir şekilde yaşar. Hele meslek olarak babanızın mesleğini seçmişseniz ve babanız bir futbol efsanesi ise mutlu bir kariyeriniz olması oldukça zor gözüküyor.

 

Babası futbolcu olan futbolcu dendiğinde ilk akla gelen genellikle Jordi Cruyff olur. 1994/95 sezonunda ilk kez Barcelona A takımının formasını giydiğinde herkesin aklına bir tek soru geliyordu. Babasının torpili ile mi oynuyor yoksa gerçekten yetenekli mi? Kimse Jordi'yi A takıma çıkan genç bir futbolcu olarak izlemiyordu. O Johan'ın oğluydu ve her yaptığı onunla kıyaslanıyordu. İyi performans gösterdiğinde yeterince iyi değil, kötü oynadığında çakma Cruyff damgasını yedi. Manchester United'a transfer olduğunda da durum bundan pek farklı olmadı ve sürekli olarak düşüşte olan bir kariyere sahip oldu. İspanya'da orta sınıf takımlarda bir süre oynadıktan sonra Ukrayna'ya geçti, oradan da Malta'ya. Jordi babasının şöhretiyle ve sakatlıklarla boğuşarak kariyerini tamamladı. Johan Cruyff bir röportajında Jordi için "O çok yetenekli bir futbolcu ama beni sevmeyen gazeteciler hınçlarını ondan çıkardılar" demişti. Medya Jordi'yi kasıtlı olarak mı yedi bilinmez ama o dönemde 'Başarısız Jordi' haberlerinin oldukça ilgi çektiğini hatırlıyorum.

 

Babasının kariyeri ve şöhretiyle mücadele eden bir diğer isim ise Paul Daglish. Kral Kenny lakaplı Kenny Daglish'in oğlu. Paul babasının desteğiyle Celtic ve Liverpool genç takımlarında oynadıktan sonra profesyonel kariyerine Newcastle'da başladı. İngiliz medyası hemen yeni bir kahraman yaratma çabasına girdi. "Bir Daglish gider bir Daglish gelir" haberleri yapıldı. Ancak Paul'ün yetenekleri, bırakın bir yıldız olmayı, futbolcu olmak için bile çok da yeterli değilmiş gibi görünüyordu. Fovret oynayan Paul, kariyeri boyunca 206 maçta 22 gol atabildi ki bunun bir kısmı İngiltere'nin alt liglerinde, bir kısmı İskoçya Ligi'nde, bir kısmı da ABD ligindeydi. İşin kötüsü futbolu bıraktıktan sonra antrenörlüğe başladı. Şimdilerde ABD'de Ottawa Fury takımını çalıştırıyor. Babasının, teknik direktörlük yaptığı sürede Liverpool, Blackburn Rovers ve Celtic ile 14 kupa aldığını düşünürsek Paul Daglish'in isteyeceği en son seyin hala babasıyla karşılaştırılmak olacağını tahmin edebiliriz.

 

Johan Cruyff ve Kenny Daglish'in oğulları her ne kadar başarılı olamamış olsalar da sporun içinde kalmış futbolculardı. Pele ise o kadar şanslı değildi. Çoğularına göre gelmiş geçmiş en iyi futbolcu olarak gösterilen Pele'nin oğlu Edinho'nun hikayesi babasına ve babasının şöhretine bir başkaldırış hikayesini andırıyor. Efsanevi golcünün oğlunun kaleci olmayı seçmesi bunun ilk işareti gibi. Edinho babasının efsane olduğu Santos kadrosunda kendine yer buldu. Babasının hatrı ona Santos'la sözleşme yapmasına yardımcı oldu ama asi karakteri ve kısıtlı yetenekleri yüzünden bu pek de önemli bir hamle olmadı. Edinho'ya her zaman muhteşem Pele'nin ezik oğlu gözüyle bakıldı. Ne yazık ki iş sadece başarısız bir futbol kariyeri ile de sınırlı kalmadı. Dünyada barış elçiliği yapan Pele'nin oğlunun yaşamından şiddet ve yasadışı işler hiç eksik olmadı. 1990 yılında yasadışı bir sokak yarışında bir kişiyi öldüren Edinho 6 yıllık bir hapis cezası aldı. Ama kısa bir süre sonra, bir şekilde cezası kaldırıldı ve özgürlüğüne kavuştu. 2005 yılında Pele'nin en büyük rakibi Maradona'ya özendi ve uyuşturucu ile başı belaya girdi. Bir polis operasyonunda 50 kişilik bir çete ile yakalandı. Satıcı değil bağımlı olduğunu söyleyerek cezai indirim aldı ve 6 aylık bir hapis süresinden sonra yine dışarıdaydı. Yine babasının desteğiyle Santos kulübünde kaleci antrenörü olarak çalışmaya başlayan Edinho uyuşturucu dünyasından kopamadı ve 2014 yılında uyuşturucu parasını aklama suçundan 33 yıl hapis cezası aldı.

 

Babasının gölgesinde silinip gitmiş daha bir çok futbolcu var. Tıpkı Franz Beckenbauer'in oğlu Stefan, Zico'nun oğlu Thiago gibi. Bir çocuğun babasının mesleğini yapmak istemesi hele o meslek futbolculuk olunca oldukça normal. Ancak efsane olmuş bir futbolcunun oğlu için mücadele etmesi gereken hep biraz daha fazlası var. Babalarının bıraktıkları miras öylesine büyük ki gölgesinden kurtulmak için sadece yetenekli olmak ya da sadece çalışmak yetmiyor. Medya, efsane futbolcunun başarısız oğlu haberini yapmak için ilk günden itibaren tetiktedir. Gencin, babası kadar yetenekli olup olmadığı, babasının torpili sayesinde oynayıp oynamadığı, soyadını ne kadar taşıyabildiği nereye giderse gitsin ne yaparsa yapsın sorgulanır. Tıpkı şimdiden Ianis Hagi'nin, Enzo Zidane'nın, Joe Van Der Sar'ın, Christian Maldini'nin, Giovanni Simone'nin sorgulandığı gibi.   

 

Film tavsiyesi: McFarland (2015) - Niki Caro 

Kitap Tavsiyesi: Novak Djokovic - Kazanmak İçin Varım!

Albüm Tavsiyesi: I Am - Leona Lewis 

 

BENZER İÇERİK

Şampiyonlar Ligi, dünyanın en zor futbol sahası. Burada kendini test etmeyen...
İlk yarısı uyutucu, sıkıntı verici bir maçken ikinci devresi Galatasaray’ın...
Yazılarıyla sitemize renk katan, bir dönem gençliğinin basketbolu sevmesini...
Evet felaket bir Galatasaray izledik. Neresinden başlasam maçı anlatmaya....
Fark sadece skor değil. 6-0 güzel skor. Hele geçen sezon ki gibi Alanya...
Sezonun ilk iç saha maçı. Tribün cezaları, bayram tatili falan derken tribünler...

Aforizma

Bizi inanca sürükleyen şey, onaylanmaların tekrarlanmasıdır. İnancımız iknaya dönüştüğü an, gerçekten bir şeyler olmaya başlar.

Muhammed Ali

ÜYELİK

Güncel

Spor Toto Süper Lig'in lideri Beşiktaş'ta bu sezon gösterdiği performansla, eski günlerine...
Beşiktaş, ligin bitimine 3 hafta kala 73 puanla zirvenin tadını çıkarıyor.   Zor geçmesi...
Beşiktaş'ta 3'er sarı kartı olan Gomez ve İsmail gibi Kayseri maçını hasarsız...
“Gereksiz bir şekilde topa çok fazla sert vurdum ve atışı gole çeviremedim. Bu son olsun... Bir...
“Yarışta ipler elinizde mi” sorusuna, Güneş’ten ilginç çıkış: "Biz ip atlamıyoruz, top oynuyoruz....