Galatasaray – Konyaspor : 2-1 Geri Dönüşlerin Hastasıyız

Galatasaray – Konyaspor : 2-1 Geri Dönüşlerin Hastasıyız
Hocam

İkinci Başlık: Karagümrük – Fethiyespor: 2-1 İlk Yorumculuk Deneyimi

 

Bugün iki maçtan bahsedeceğim. İnşallah patron telifi 2 maç yazısı olarak öder :)

Önce Galatasaray-Konya

Maç başladı Galatasaray golü yedi. Daha rakıdan yudum almamıştım ya la.

Geçen seneden beri bir türlü çözülemeyen duran toptan gol yeme hastalığı devam ediyor. Bu kaçıncı gol. Oyun akışı içinde gol bulamayan takımlar bile Galatasaray’a duran top kazandıklarında hevesleniyorlar. Fatih Hocamın bu konuyu çözememiş olmasına inanamıyorum.

Golü yedikten hemen sonra Galatasaray’ın geri dönüşü başladı zaten. Takımın maçı alacağı o kadar belliydi ki. Amaaaaa.

Evet, bir ama var tabii ki. İlerleyen satırlarda bulacaksınız.

İç sahada zaten coşkulu, baskılı ve agresif oynayan Galatasaray taraftarın da gazıyla telaşlı oynamaya başladı. Pozisyonlar buldu mu, buldu ama son vuruşlardaki telaş golü bulmasına engel oldu. İşimiz mental olunca mevzuyu anlaması daha kolay oluyor.

Aslında taraftarın ve futbolcuların psikolojisini anlamak zor değil. Başakşehir puan kaybetmiş, haftaya Fenerbahçe derbisi var, Beşiktaş şampiyonlar liginden lige dönmüş, ligin boyu kısalmış. Hata yapma lüksü yok. Bu yüzden bir de dakika bir golü yiyince psikoloji bozuluyor tabii. Yine de sahadaki futbolcuların taraftara göre daha sakin kaldığını söylemek gerekir, ki doğal olan da bu zaten. Taraftar böyle bir durumda asla hataya katlanmaz. Ağız dolusu küfür eder, homurdanır, çok kızarsa ıslıklar, yuhalar. Taraftardır, normaldir. Örneğin, dünyada sakatlanan rakip oyuncuyu yuhalamak kaç ülkede vardır acaba. Volkan Şen’den bahsetmiyorum, yanlış anlaşılmasın. Volkan sürekli yerdeydi. İnandırıcı olmaktan uzak sakatlık numaraları hak ettiği tepkiyi gördü. Volkan kalk yerine yat, twitterda gördüğüm çok güzel bir laf sokmaydı.

Oysa aynı Volkan Şen Galatasaray’ın başına bela oldu. 1-0’ken öyle kontralara çıkardı ki takımını, 2 ya da 3 olmaması Muslera’nın formda gününe denk gelmesindendi. Ama asıl formda olan kaleci Serkan Kırıntılı’ydı. Çok top kurtardı, hatta penaltıyı bile çıkardı. Ha, penaltıyı kaleci kurtarmaz, futbolcu kaçırır ama elinden gelen her şeyi ortaya koyan kaleciye de saygı duymak gerekir. Ben biraz küçük görürüm, ayrı.

Maç boyu twitterdan da taraftarın tepkisini takip ettim. Neredeyse herkes böyle bir geri dönüşün çok daha iyi olacağından bahsediyordu. Yani aslında herkes takımın maçı kazanacağından emindi. Doğrusu Galatasaray buldozer gibi geçti Konyaspor’un üzerinden.

Önceki günkü Beşiktaş-Gençlerbirlik maçına benziyordu. O maçta da Beşiktaş Gençler’in üzerinden geçmişti. Skorlar yanıltmasın. Farklı bitmesi gereken maçlardı. Beşiktaş da oldukça telaşlı oynuyor. Gol yiyip geriye düşmemiş olmalarına rağmen bu kadar telaşlı oynamaları tuhaf.

Biraz da kişisel bir konudan bahsedip maça sonra devam etmek istiyorum. Cumartesi günü Karagümrük-Fethiyespor maçında Fethiye TV için canlı yayında yorumculuk yaptım. Sevgili Şenol Özçakıcı sağolsun, böyle bir fırsat verdi. Yorumculukta ilk deneyimim oldu, çok heyecanlandım. Öncesinde de maç sırasında da.

Maç Karagümrük Vefa Stadındaydı. Tribünlerin karşısındaki duvara dayanmış konteyner gibi bir şey var, basın tribünü orası. Eskiden orada elle değiştirilen skor tabelası vardı, bir de yedek kulübeleri. Yedek kulübelerine de basın tribünü gibi merdivenle çıkılırdı. Artık zeminde. Hiç o kulübede oturmadığım için ne kadar zor bir durum olduğunu bilemeyeceğim. O stadda o kadar çok oynadım ki. Kışın çamur, yazın zımpara bir zemini vardı. Topraktı tabii ki. Şimdiki hali eskiye göre çok daha iyi ama suni çim futbolcular için büyük problem. Bu sezon ikinci maçımı izledim orada. İlki Karagümrük-Konya Selçuklu Anadolu maçıydı, Karagümrük 2-1 kazanmıştı. Fethiye maçı da aynı skorla bitti. Dün Galatasaray-Konya maçına da bu sezon üçüncü kez Konya takımı izlememek için gitmedim. Bilenler bilir Konya’ya karşı zaafım var. Oysa Konya’ya hiç gitmedim, şartlar oluşursa gitmeyi çok istiyorum. Neyse, ne Konya’ymış arkadaş diyerek konuyu kapatmak istiyorum.

Ne diyordum, zeminden bahsediyordum. K.Gümrük-Konya AS maçını yazdığımda da bahsetmiştim, ayıptır söylemesi canlı yayında da bahsettim :) bu maçta da çok sayıda bağ sakatlığı oldu. Sık sık oyun durdu. Suni çim dediğin aslında halı saha. Ve bu stadın kaplaması oldukça eskimiş. Değiştirmenin zamanıdır. Elbette bu sahada çok fazla maç oynanıyor. Eskiden her gece bir sürü takım orada sahayı bölüşüp idman yapardı, belki yine öyledir. Bu durumda çim zemin dayanmaz. İstanbul’daki tesis yetersizliği çok bariz. Azıcık taraftarı olan şehir takımlarına büyük stadlar yapmak yerine İstanbul’daki altlig ve amatör takımların antrenman yapabileceği sahalar yapmak daha sağlıklı olur. İhtiyaç o kadar net ki.  Bence güzel bir yayın oldu. Yayının kaydını alabilirsem ne kadar saçmaladım anlayacağım. Ömer Üründül’e sallarken beter olmayalım da. Maçı anlatan Erdoğan Karagöz (Cankuş) hocama FRT yetkililerine teşekkür ederim. Dilim döndüğünce bir şeyler söylemeye çalıştım. Maçtan da bahsedeyim. Fethiyespor ilk devre 7-8 net gol kaçırdı, Karagümrük kalecisi Tarık çok başarılıydı. İkinci devre oyun biraz daha dengelendi, K.Gümrük duran toptan golü buldu. Duran topların gücü dediğimi hatırlıyorum. İşin ilginci, oyun akışında çok pozisyon bulup gol yapamayan Fethiye de golü duran toptan gelen karambolde buldu. Maçın son dakikalarında K.Gümrük biraz daha Fethiye’nin üstüne gelmeye başlamıştı ki golü buldu. Takımları ve futbolcuları iyi tanımadığım için oyuncu değişikliklerinden kaynaklandığını net olarak söyleyemem ama şüpheleniyorum. Yorumcu gibi yorumcu. Hahahahahaha….

 

Haftaya Galatasaray Fenerbahçe deplasmanına gidiyor. Feneri Malatya karşısında izledim, çok durumlara düştüler ama 2-0 kazandılar. Nasıl olabiliyor anlamış değilim, iddiam bu maçla yattı bir de. Hakikaten berbat oynadı Fenerbahçe, Volkan Demirel kurtardıkça kurtardı. Çok acayipti. Galatasaray’ın oyununa bakıyorum, gayet etkili, ne yaptığını ne istediğini bilen bir oyun, bütün telaşa rağmen. Yine de Galatasaray Kadıköy’de kazanır diyemiyorum. Daha önce öyle kadrolarla, öyle futbol oynayıp farklı yenilgiler aldık ki. Belirtmekte yarar var, son yıllardaki en karakterli oyuncu grubuyla gidiyoruz. Eklemek lazım ki, fizik olarak da son yıllardaki en güçlü oyuncu grubu. Ama işte Fenerbahçe deplasmanı.

Dün gece Fatih Hocaya twitterdan mention attım, şöyle: @fatihterim Hocam bu hafta takıma çift kale, teknik, taktik falan çalıştırma. Her gün çift idmanda 2'şerden 4 saat duran top savunması çalıştır. Fener maçı ve şampiyonluk şifresi bu, valla bu.

Vallahi haklıyım. Hocam lütfen duran top çalıştır takıma. Bakalım haftaya inşallah keyifli bir maç yazısı yazarım.

Takımın Cuma antrenmanını Ali Sami Yen’de taraftara açık yapacak olması müthiş hareket. Kimin fikri acaba? Büyük ihtimalle Hocanın fikridir.

 

Ek: Ne Hocanın Linnes ve Sinan Gümüş'ü oyuna aynı almasını, ne Nagatomo'yu, ne Selçuk İnan'ı yazmamışım. Olur öyle, top bu :)

Makale tipi: 

BENZER İÇERİK

Maç Cuma akşamı oynandı ve ben maç yazısını aşırı sıvı alımından dolayı ertesi...
Hayatımda gördüğüm en sıkıcı Dünya Kupasıydı, hala da öyle. Bütün takımlar...
Meksika ’86 denince ilk aklıma gelen Maradona oluyor. Maradona’nın büyüklüğünü...
  İşte en çok sevdiğim, en iyi hatırladığım kupaların ilki. İlk göz...
Capo 11 yaşında. En az hatırladığım Dünya Kupasıdır. Maçlar bizim saate göre...
Her dünya kupasında ille kupanın tarihini anlatan belgeseller, kitaplar...

Aforizma

Önce sola çektim, o da sola geldi. Sonra sağa çektim, o da sağa geldi. Sonra tekrar sola çektim ve o sosisli almaya gitti.

Zlatan İbrahimoviç

ÜYELİK

Güncel

Beşiktaş, ligin bitimine 3 hafta kala 73 puanla zirvenin tadını çıkarıyor.   Zor geçmesi...
Beşiktaş'ta 3'er sarı kartı olan Gomez ve İsmail gibi Kayseri maçını hasarsız...
“Gereksiz bir şekilde topa çok fazla sert vurdum ve atışı gole çeviremedim. Bu son olsun... Bir...
“Yarışta ipler elinizde mi” sorusuna, Güneş’ten ilginç çıkış: "Biz ip atlamıyoruz, top oynuyoruz....
Süper Lig'in 31. haftasında Kayserispor'u 4-0'la geçen Beşiktaş, bitimine 3 hafta kala 73 puanla...