Kupa mı Aşk mı?

Kupa mı Aşk mı?

Futbol hatta spor da bence en güzel şey rekabet. Hele ki böyle ezeli olduğu zaman tadından yenmiyor. Bana kalırsa her derbi maç bir şampiyonluk kadar önemlidir. Çünkü maçtan 2 hafta önce konuşulmaya başlar maç bittikten 2 hafta sonra da konuşulur. Ben hiç bir şampiyonluğun 2 hafta konuşulduğunu görmedim.

Ben daha küçük bir çocukken, futbola bu kadar bağlanmamı sağlayan 2 şey vardı. Birincisi Hierro ve Raul'lü Real Madrid. Diğeri de 26 Mart 2000 Galatasaray-Fenerbahçe maçı. Çoğunuz hatırlar, Galatasaray 1999-2000 senesinde fırtınalar estiriyordu zaten o sene UEFA Kupasını kazandılar. O sene Fenerbahçe için ise hiç beklendiği gibi gitmedi 3 senelik şampiyonluk hasreti 4'e çıktı ve Fenerbahçe ligi baya kötü bir sırada bitirebildi. Ancak böyle bir sezonun içinde bile derbilerin büyüsü sağolsun her Fenerbahçeli hatta her futbol sever için unutulmaz bir maç saklıydı. Maçtan önce tüm Galatasaray camiası tarihi farkı bekliyordu. Rivayet mi gerçek mi bilinmez ama Okan Buruk maçtan önce Fenerbahçe kalesi arkasına pota koyacağız, basket maçı gibi skor olur demişti. Spor yorumcuları bu maçta her şey olur Fenerbahçe kazanamaz derken. Kaybedecek belki de hiç bir şey olmayan Fenerbahçe taraftarı ise umutluydu. Nasıl olmasınlar? Elde ve avuçtaki tek şey bu maç. Maçın başından sonuna kadar Galatasaray tek kale futbol oynadı. Sergen, Hagi, Hakan Şükür, Arif Erdem, Emre Belözoğlu, Okan Buruk vesaire... Lakin kalede aşılmaz bir engel Rüştü vardı. Fenerbahçe yarı sahayı bile nadiren geçiyordu. Yanlış hatırlamıyorsam Tayfun'un bir şutu dışında 82. dakikaya kadar pozisyon bile bulamamıştı Fenerbahçe. Ne olduysa o dakika da oldu. Preko saçma sapan bir şekilde yerde kaldı, hakem frikiği verdi. Kadroda topa vurabilecek pek vasıflı adam olmadığı için, sert şutları olan Johnson topun gerisine geçti, Allah ne verdiyse vurdu. Emre'ye çarpan top Taffarel'i yanılttı. Bir mucizeye şahit oluyordum. Küçücük bir çocuktum, maçı babamın bir arkadaşının evinde izliyorduk. Çıldırmıştım. İnanamıyordum. Maç bitene kadar gözlerim dolu dolu izlemiştim. Maç bitince ağlamıştım. O maçın üzerinden çok zaman geçti. O maç kadar sevindiğim maç sayısı sadece birdi o da 2011 de ki Galatasaray-Fenerbahçe maçı...

Aradan 11 sene geçmişti. Yine bir Galatasaray maçıydı. 18 Mart 2011'de ki maç, Türk Telekom Arena'nın ilk derbisiydi. O dönem Galatasaray çok kötüydü, aynı Fenerbahçe'nin 2000 de olduğu gibi. Sezonu kurtarabilmek için ellerindeki tek şans bu maçı kazanmaktı. Maça da yine harika başladılar. Bütün sezon genelinin çok üzerinde bir performans sergiliyorlardı. Eski Fenerbahçeli Kazım ile golü de buldular. Fenerbahçe baya kötü ve etkisizdi. Tribünlerde desibel rekorları kırılıyor. Maç panayır alanına dönmüş Fenerbahçeliler dışında herkes keyif alıyordu. Kendimi bildim bileli maçları beraber izlediğim, kendimden daha hasta tanıdığım tek Fenerbahçeli olan arkadaşımla maçı izliyorduk. Maç boyunca 100 farklı totem denedik. Hiç biri işe yaramıyordu. Ellerim buz kesmişti, kabullenemiyordum skoru. Hayatımın en kötü dakikaları yaşanıyordu. Kaldı ki Denizli faciasını atlatmış bir bünyeden bahsediyorum. Sonra sahneye gerçek bir mucize çıktı. Alex. Bir attırdı. Rahatlamıştım ama yetmiyordu. Kazanmak istiyordum. Belki de sahadaki herkesten daha çok istiyordum kazanmayı. O stadda ilk derbiyi Fenerbahçe kazanmalıydı. Tarih böyle olmalıydı. Sonra Alex hala unutamayacağım o kafa golünü attı. Gole bağırmadım bile. Sadece Kaan'a sarıldım. Yaklaşık 5 dakika birbirimize sarılıp küfür ettik. Hani hastanede beklerken hemşire gelir oğlunuz oldu der ya, ona benzer bir sevinçti. Şampiyon olup olmamak umrumda bile değildi. Galatasaray'ı yenmiştik. Hem de kendi evlerindeki ilk derbide. O sezon Fenerbahçe şampiyon oldu ertesi iki sene Galatasaray. Lakin hiç bir şey bana o hazzı yaşatmadı. Mondragon'un çok güzel bir cümlesi var. Kadiköy'de maç kazanmak için bir şampiyonluğu vermeye hazırım. Cidden benim küçük romantik futbol dünyamda derbi maçları şampiyonlukların çok daha ötesinde. Tamam belki çok kötü bir mantık, belki kupalar daha önemli ama futbol biraz mantığın bitti yer değil mi? Şampiyonluk bütün sezon sonunda alınmış bir ödül, bir madalya. Geleceği çoğu zaman belli ya da değil. Uzun soluklu bir macera. Derbiler öyle değil. Derbiler de anlar belirleyici.

Bir de Platini'nin meşhur küçük takım büyük takım cümlesi, her derbiden sonra gündeme gelir. Lakin burada küçük ya da büyük takım yoktur. 100 seneyi devirmiş iki tane çok büyük takım. Ellerinde ne var ne yoksa savaşıyor ve bu savaşın bir galibi oluyor. Belki diğer cephelerde savaşı kaybedebilirsiniz. Savaşın sonunda gülen taraf siz olmayabilirsiniz de. Lakin tıpkı Çanakkale savaşında olduğu gibi, tarih savaşın sonundan çok, savaştaki anıları hatırlamayı sever. 88-89 sezonunda Türkiye Kupasını kim aldı? Böyle bi soru geldiğinde ben dahil çoğunuz cevabı bulamayabilir. Lakin herkes o kupadaki 4-3'lük geri dönüşü hatırlar. Çünkü her derbi oynandığında aslında tarih yazılır. Maçların hangi sezonda oynandığı önemli değil. Selçuk Şahin 35 metreden golü 2010 sezonunda attı. Önemli mi değil? O sezon Bursaspor şampiyon oldu. Kimin umrunda o sezon benim için Selçuk Şahin'in Ali Samiyen'de ki son derbide attığı gol ile unutulmaz oldu. 2004-2005 Sezonu Fenerbahçe şampiyon oldu, inanın Beşiktaşlı olsam umrumda bile olmaz. Fenerbahçe'yi kalecisiz bir şekilde Kadiköy'de yendikleri maçtır o sezon. Bir maç bütün sezondan önemlidir.

Tamam. Ben iflah olmaz bir futbol romantiğiyim. Kabul ediyorum. Lakin az da olsa hissetirebilmişimdir belki size, derbi maçlarındaki atmosferi, tutkuyu aşkı. Catania taraftarı Palermo deplasmanındaki 5-0 lık bir galibiyeti 20 şampiyonluğa değişir. Belgrad’da sokaktan Partizan taraftarına bu sene şampiyon olmayı mı yoksa Red Star'ı deplasmanda 4-0 yenmek mi istersiniz diye sorsanız %70 derbi galibiyeti der. Futbol benim ve artık azınlık haline gelmiş bir kaç insan için, tutkudan ibaret. Bütün sezondaki genel tutku yoğunluğunu ezeli rekabet ateşinde pişirdiğiniz zaman ortaya derbi çıkar. Ana yemek değildir ama, yemekten bile daha güzel tatlılardır derbi maçları...

BENZER İÇERİK

Şampiyonlar Ligi, dünyanın en zor futbol sahası. Burada kendini test etmeyen...
İlk yarısı uyutucu, sıkıntı verici bir maçken ikinci devresi Galatasaray’ın...
Yazılarıyla sitemize renk katan, bir dönem gençliğinin basketbolu sevmesini...
Evet felaket bir Galatasaray izledik. Neresinden başlasam maçı anlatmaya....
Fark sadece skor değil. 6-0 güzel skor. Hele geçen sezon ki gibi Alanya...
Sezonun ilk iç saha maçı. Tribün cezaları, bayram tatili falan derken tribünler...

Aforizma

O benim değil, Tanrı'nın eliydi.

Diego Armando Maradona

ÜYELİK

Güncel

Spor Toto Süper Lig'in lideri Beşiktaş'ta bu sezon gösterdiği performansla, eski günlerine...
Beşiktaş, ligin bitimine 3 hafta kala 73 puanla zirvenin tadını çıkarıyor.   Zor geçmesi...
Beşiktaş'ta 3'er sarı kartı olan Gomez ve İsmail gibi Kayseri maçını hasarsız...
“Gereksiz bir şekilde topa çok fazla sert vurdum ve atışı gole çeviremedim. Bu son olsun... Bir...
“Yarışta ipler elinizde mi” sorusuna, Güneş’ten ilginç çıkış: "Biz ip atlamıyoruz, top oynuyoruz....