Sporcunun Başarısının Sırrı Zihnindedir

Sporcunun Başarısının Sırrı Zihnindedir
Uğur Kırgöz (solda) ve Emrah Peker.

Aynı zamanda birer Sporcu Koçu olan yazarlarımız Uğur Kırgöz (nam-ı diğer Captano) ve Emrah Peker ile yaptığımız keyifli sohbette sporcunun mental durumunun önemini, sporcu koçluğunun sporcunun performansına katkılarını, yöneticilerin sert açıklamalarının ve teknik direktör değişikliğinin sporcu ve takımlara etkilerini konuştuk, dünyanın mental olarak en güçlü sporcularının kim olduğunu öğrendik. Şampiyon adaylarının kim olduğunu sormayı ihmal etmedik tabii.   

Bir süredir Captano Koçluk ve Danışmanlık adı altında kulüplerle ve sporcularla çeşitli çalışmalarda bulunuyorsunuz. Bizler de sosyal medyada bu çalışmaların bir kısmına şahit oluyoruz. Bu serüven nasıl başladı?

Uğur Kırgöz: Bundan 5 ya da 6 sene önce ben elektronik güvenlik sektöründe satış mühendisliği yaparken Emrah’ın önerisiyle sertifikalar alıp profesyonel yaşam koçluğu yapmaya başladım. Bundan yaklaşık iki yıl önce de Emrah “sporcu koçluğu” yapmamı önerdi. Bir, iki cılız girişimde bulunduktan sonra vazgeçtim. Geçen senenin başında ise bütün işlerimi bırakıp sporcu koçluğu yapmak istediğime karar verdim.

Sonuçta senelerce futbol oynamıştım, yıllardır yaşam koçluğu yapıyordum. Sporun hem sahadaki hem soyunma odasındaki hem de tribündeki hallerinin hepsini biliyordum. Bu işi en iyi yapabilecek kişilerden biriydim. Emrah da aynıydı. Birlikte programlarımızı oluşturarak sporcu koçluğuna başladık.

Emrah Peker: Belki, ilk tanıştığımızda başladı bile diyebiliriz. Uğur'la birçok ortak noktamız var ve spor ilk sırada geliyor. Tanıştığımız günden beri futbolun ve birçok spor dalının üzerine konuşuyor, sporcuların mental durumlarının başarı ya da başarısızlığa nasıl etki ettiği üzerine kafa yoruyoruz. Bu açıdan bakınca aslında biz farkında değilken bile Captano Koçluk ve Danışmanlık şekillenmeye başlamıştı bile. Yaşam da bizi bu doğrultuda hareket ettirdi ve yıllardır kişisel gelişim alanında çalışan profesyoneller haline getirdi.

İşin uygulama aşamasına geçmesi ise biraz zaman aldı ilk önce benim onu, sonra onun beni tetiklemesiyle Captano serüvenine başladık.

Birçok kişi sporcu koçluğu dendiğinde farklı şeyler anlayabiliyor. Sporcu koçluğu nedir? Biz sporcu koçluğu dendiğinde ne anlamalıyız?

EP: Yaptığımız işin amacı; sporcunun performansını kalıcı bir şekilde yükseltmek ve sporcunun, potansiyelini tümüyle sahaya yansıtmasına yardımcı olmak. Sporcu, koçluk sürecinde fark ettiği ama düzeltemediği tekrarlanan hatalarının ve öğrenilmiş çaresizliklerinin bilinçaltı sebeplerini çözerek sürdürülebilir, kalıcı başarıyı yakalar.

UK: Sporcuların sadece mental durumlarıyla ilgilenen, onların spor yaşamlarına koçluk eden bir meslektir. Bu anlamda spor koçluğundan ayrılır. Spor koçluğu bildiğimiz çalıştırıcı, antrenördür. Bizim işimiz sporcunun spora özel becerilerini tamamen antrenöre bırakmak ve sadece mental durumuyla ilgilenmektir. Bu sebeple sporun hangisi olduğunun önemi yoktur, sporun teknik detayları ilgi alanımızda değildir.

Peki, yaptığınız çalışmalar neler içeriyor ve bu çalışmalar sizlerle çalışan bir sporcu üzerinde nasıl bir etki yaratır?

EP: Bir sporcu ile çalışmaya başladığımızda izlediğimiz yaklaşım, sporcunun yaşamının tüm alanlarına dokunan bütünsel bir yaklaşım. Biz bir sporcuya asla sahada bir şeyi yapabilen yapamayan diye bakmıyoruz. İşin çoğu aslında saha dışında olup bitiyor. Sporcunun sosyal ilişkileri, zamanını nasıl kullandığı, alışkanlıkları, nasıl bir ortamda yaşadığı sporcunun performansını direkt olarak etkiliyor. Yaklaşımımız özel yaşamdaki mutluluğun performansı, performansın da özel yaşamda mutluluğu tetiklediği bir durumu beraberinde getiriyor.

UK: Biz işe, öncelikle sporcunun mental durumunun tespitiyle başlarız. Görüşmeler, testler ve gözlemler ile bir envanter çıkartırız. Envanter sonucunda, sporcunun mental olarak eksik veya desteklenmesi gereken iyi özelliklerini elde ederiz. Eksik yerleri tamamlamak ve iyi özellikleri desteklemek gerekir. Aslında bu her insan için geçerlidir. Sporcular için önem arz etmesinin sebebi, çoğunlukla çok kısa süre içinde hareket etmeleri ve karar vermeleri gereken bir iş yapıyor olmalarından kaynaklanır.

Sporcular bizimle çalışmaya başladıktan sonra, kronik olarak bir türlü kurtulamadıkları yanlışlardan kurtulma ve daha iyi performans göstermeye doğru giderler.

Sporcu koçluğu dünyada bilinen bir meslek. Ünlü sporcuların bu tip özel çalışmalarda bulunduklarını biliyoruz. Türkiye'de durum nasıl? Yeterince anlaşılıyor mu? Hangi seviyede?

UK: Türkiye’nin çok önemli spor insanlarıyla konuştum. Ne yaptığımızı anlattığımda söyledikleri ilk şey: Kesinlikle size büyük ihtiyaç var. Dünya sporundaki gelişmeleri takip eden ilerici spor insanlarının tamamı işimize çok olumlu yaklaşıyor. Hala sporcu koçluğunun kıymetini bilmeyenler de var elbette ama sayılarının gün geçtikçe azaldığını görüyorum.

Teknik direktör seviyesinde ilgi oldukça fazla, biraz da sporcu düzeyinde de sporcu koçluğuna ilginin artması en büyük dileğimiz.

EP: Yenilik her zaman dirençle karşılaşır. Sporcu koçluğu da doğal olarak ilk başlarda bir dirençle karşılaştı. Fakat artık bu direnç yerini merak ve desteğe bırakmış durumda. Özellikle şu anda teknik direktörlük, antrenörlük ya da yöneticilik yapan eski sporcular yaptığımız işin kendi sporculuk dönemlerinde bilinmediğine üzülüyorlar. Çünkü böyle bir destek alsalardı çok daha yukarılara çıkabileceklerini en iyi onlar biliyor.

Sporcunun mental durumu gerçekten bu kadar önemli mi? Mental durum sporcunun performansını nasıl etkiliyor?

UK: Bir atletin ifadesine göre; bir kere fiziksel kondisyonu tutturduktan sonra, yarışma sonucunu %70-90 arasında psikolojik etkenler belirler. Şöyle düşünürsek, dünyada aynı klastaki sporcuların büyük çoğunluğu benzer antrenman programları uyguluyorlar. Hatta atletizmde aynı antrenör birkaç benzer sporcuyla çalışıyor. Aradaki farkı sporcunun psikolojik durumu belirliyor. Maçlardan ya da yarışmalardan sonra sporcuların açıklamalarına dikkat ederseniz, genellikle psikolojik duruma vurgu yaptıklarını görürüz. Rakibimiz bizden çok istedi, geçen haftalarda kaybettiğimiz müsabakaların etkisinden kurtulamadık gibi cümleler oyunun teknik, taktik yönünden bahsetmez.

EP: Burada ancak Uğur'un söylediklerini destekleyici bir örnek verebilirim. Geçen yaz çalıştığım milli bir kürekçi “Hemen hemen hepimiz aynı fiziksel durumdayız, hepimiz aynı antrenmanları yapıyoruz. Yarış başladığında bütün iş, o iki kilometrelik parkurda kafanın içinde neler olduğuna bağlı” demişti. Bunun, sporcunun gözünden olayı anlamak için iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum.

Özellikle sporcu koçluğundan faydalanması gereken bir grup var mı? En çok hangi sporcuların böyle bir desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorsunuz?

UK: “Her sporcunun” dersem doğru söylemiş olurum ama cevabı geçiştiriyormuşum gibi olmasın diye söylemiyorum.

Bütün sporcuların ihtiyacı olmakla birlikte, en çok kimin sorusuna bizim verdiğimiz bir cevap var elbette. İki kategoride değerlendiriyoruz. Birincisi henüz yaşı gereği profesyonel olmamış gelecek vadeden gençler, ikincisi olacağı kadar olamayanlar. İlk kategoridekiler için şunları söyleyebilirim: Alt yaş milli takımlardaki oyuncular ve söz konusu spor dalıyla ilgilenen herkesin ismini bildiği, gelişimini takip ettiği genç sporcular. Ağaç yaşken eğilir derler ya, bu sporcuların olumsuz mental kayıtlar yapmadan profesyonel sporcu olmaları çok önemli. Çünkü biz eğitimin hayat boyu sürdüğüne inanıyoruz. Bu sebeple genç sporcuların her yeni antrenman yöntemi, yeni hoca, yeni taktik ile tanıştıklarında öğrenmeye açık olmaları çok önemli. Biraz önce bahsettiğim negatif mental kayıtları olmaması “öğrenilmiş çaresizlik”lerinin de olmaması anlamına geliyor. İkinci kategoriyi Emrah'a bırakayım. Onun bu bölüme karşı özel bir merakı var. 

EP: İkinci kategorideki sporcular olacağı kadar olamayanlar. Bu sporcular profesyonel olmuş ama beklenen seviyeye hala ulaşamamış, potansiyellerinin tamamını yansıtamayan sporcular. Böyle o kadar çok sporcu var ki. Bir çoğu dışlanmış ya da umudunu yitirmiş durumda. İlk aklıma gelen örnek 24 yaşındaki Batuhan Karadeniz. Birçokları için ümitsiz vaka. 24, ümitsiz vaka olmak için çok ama çok erken bir yaş. Bu yılki performansıyla bütün dünyaya adını duyuran Jamie Vardy şu an 28 yaşında. Vardy 24 yaşındayken halen amatör takım futbolcusuydu. Batuhan böyle bir çıkış yakalayabilir mi? Evet ama bir şeyleri değiştirmesi gerekiyor. İşte biz bu değişime yardımcı olma noktasında devreye giriyoruz.

Sizce dünyada mental açıdan en güçlü sporcular kimler? Bize kimleri örnek gösterebilirsiniz?

EP: Golf ve tenis inanılmaz mental beceri gerektiren sporlar. Bu sebeple ikisinde de zirveye oynayan oyuncuları mental açıdan en güçlü sporculara örnek gösterebiliriz. Bunun yanında 100 metre 200 metre yarışları gibi her şeyin saniyeler içerisinde başlayıp bittiği sporlarda da sporcunun kendisini mental açıdan en üst seviyede olması çok önemli. Burada da ilk akla gelen isim tabi ki Usain Bolt. Müthiş yeteneklerinin yanında kendini mental açıdan hazırlamasaydı bu denli dominant olamazdı. Futbol da ise zirvedeki isimlerin dışında bir örnek vermek istiyorum. Aklıma gelen ilk örnek Sabri. Karşısında inanılmaz bir kamuoyu baskısı olmasına rağmen, her yaptığıyla dalga geçilmesine rağmen bir şekilde yine formayı o giyiyor. Onun yerinde başka biri olsaydı futbol topuna dokunmamaya yemin ederdi.

UK: İsim vermekten önce üst düzey tenisçileri söylemek isterim. Birebir rakiple yapılan ama rakibe temas edilemeyen bir spor tenis. Şöyle bir örnekle konuyu açayım, boks yapıyorsanız rakibinize çok sinirlendiğinizde hırsınızı direkt rakipten çıkarabilirsiniz ama teniste böyle bir imkan yok. Sorunu kendi içinizde çözmelisiniz. Hele Djokoviç, Federer, Nadal, Murray, Williams kardeşler, Radwanska gibi tenisçilerin mental olarak çok güçlü olduklarını söyleyebilirim.

Daha popüler sporculardan Curry öne çıkıyor. Futbolcular içinde İbrahimoviç’i mental açıdan en güçlü oyuncu olarak görüyorum.

Son dönemde yöneticilerin yaptıkları sert açıklamalar var. Bu tip açıklamalar ne yazık ki ülke sporumuzun bir gerçeği. Yöneticilerin bu tip  sert açıklamaları sporcu ve takım üzerinde nasıl etkiler yapar?

UK: Elbette oyuncudan oyuncuya değişir ama gerginliğin kimseye yararı olduğunu görmedim bugüne kadar. Özellikle derbilerden önce karşılıklı yönetici demeçleri işleri karıştırır. Oyuncu ne kadar istemese de gerginlikten uzak kalmak kolay değil.

EP: Yöneticilerin açıklamaları taraftarı, taraftar da sporcuları geriyor. Bu insanlar kulüpte yaşayan, bir fanusta izole edilmiş insanlar değil. Bir şekilde medyadaki, sosyal hayattaki gerginlikten nasiplerini alıyorlar. Bu nasibin de pek olumlu olduğunu söylemek zor tabi.

14. Haftaları oynanan Spor Toto Süper Lig ve PTT 1. Ligde çok sayıda takım teknik direktörlerini değiştirdi. Bu durumun sporcuya etkisi nasıl olur?

EP: Bundan bir iki hafta önce bu konuyla ilgili bir yazı yazmıştım. Dr. Sub Bridgewater'ın bununla ilgili bir çalışması var. Teknik direktör değişiminin ilk altı haftalık dönemde takım üzerinde olumlu bir etkisi oluyor. Bridgewater'ın balayı dönemi olarak adlandırdığı bu döneme, sporcuların kendilerini göstermek istedikleri, daha çok sorumluluk aldıkları dönem diyebiliriz. Bu dönemden sonra ise genellikle düşüş başlıyor ve teknik direktör değişiminin pek bir katkısı olmuyor. Geçtiğimiz günlerde Hamza Hoca yerine Mustafa Denizli'yi getiren Galatasaray ise bu konu da biraz daha şanslı çünkü altı haftalık balayı süresinin bitişi devre arası kampına denk geliyor ve kamp süresi iyi değerlendirilirse Galatasaray yine zirveye ortak olabilir. 

UK: Bazıları sevinir bazıları endişelenir. Ayrılan hocanın oynatmadığı oyuncular artık forma giymeyi umar ve sevinir, hocanın oynattığı oyuncular endişelenir. Hocanın eski takımlarından gelen, transfer ettiği oyuncular da endişelenir. Yeni hocanın daha önceden tanıdığı ve o zamanlar tuttuğu oyuncular kadroya gireceklerini düşünür, sevinir. Gel gör ki, işler genelde böyle olmaz. Birkaç istisna dışında yeni hoca da benzer kadroyla oynar.

Sporcu koçluğu gözlüğüyle bakınca, özgüveni sağlam oyuncu için hoca değişikliği önemli olmaz. Kendi performansını en iyi şekilde yansıtacağını bilir, yeni taktiğe ve kurguya uyum sağlamakta zorlanmaz. Uyum sağlayamayanlar için her zaman ve her yerde zordur.

Sizce hangi takım şampiyon olur?

UK: Ben de bir soru sorayım? Hangi ligde? 3. Lig 1. Grupta BB Erzurumspor ile Tire 1922 arasında büyük çekişme var, ben BB Erzurumspor’u daha şanslı görüyordum ancak ilk devreyi Tire 1922 4 puan farkla lider kapattı. Maltepespor ise devrenin son haftasına 14. girmişti ama devreyi 9.‘lukla bitirdi. 2 Lig Beyaz Grupta büyük çekişme var, her hafta lider değişiyor. Geçtiğimiz hafta İstanbulspor lider Ümraniyespor’u deplasmanda yenerek yeni lider oldu ama ben Ümraniyespor’un şampiyon olacağını tahmin ediyorum. BAL Ligi 12. Grupta Kocaelispor Edirnespor’un 6 puan önünde. Edirneliler iddialılar. Edirnespor Belediyesi'nin de desteğini aldı hatta takımın ismi Edirne Belediyesi Edirnespor ama Kocaelispor’un hem şehrin hem de taraftarın büyük desteğiyle grupta şampiyon olacağını düşünüyorum. PTT 1. Ligde ise puan farkları o kadar az ki, kimin STSL’e çıkacağını kestirmek zor. İddiacıların uzak durmasını tavsiye ediyorum. 

Soru neydi? Süper Ligde durum öyle karışık ki ancak uzun uzun ihtimallerden bahsedebilirim. Kestirmeden cevap vereyim, Galatasaray şampiyon olsun, olamazsa ikinci olup şampiyonlar ligi için ön eleme oynasın. Gerisi önemli değil.

EP: Ben de Avrupa'dan bahsedeyim bari. Almanya'da zaten tek takım var Bayern Münich. İngiltere de Manchester City, İspanya'da Barcelona, İtalya'da İnter, Fransa'da İbrahimoviç ve arkadaşları şampiyon olur diye düşünüyorum. Türkiye'de ise son haftaya kadar sürecek bir yarış bekliyorum.

Türkiye’de gruplar yaşamıyor. Zamanında Moğollar bile dağılmıştı. Siz nasıl anlaşıyorsunuz? Karar alırken nasıl bir süreç yaşıyorsunuz? Fikir ayrılıklarına düşüyor musunuz?

UK: Fikir ayrılığı olmaz olur mu? Aramızda kişilik olarak ciddi farklar var tabii. Başka tip insanlarız ama biz genel olarak aynı bakış açısına sahibiz. Bir de birbirimizi seviyoruz. Ben Emrah’ı birçok kişiye “birader” diye tanıştırırım mesela. “İyi ki söyledin, hiç belli olmuyordu zaten” diyenler bile oldu.

İşin makara kısmının dışında iyi profesyonelleriz biz. Belki ismimizi şu anda yeteri kadar insan bilmiyor ama Türkiye’nin bu alanda en iyilerindeniz. Amacımızı, hedefimizi biliyoruz.

Fikir ayrılığı yaşadığımızda ikimiz de aklımızdakileri kolayca ifade ediyoruz, o ne der diye hesap yapmıyoruz. Her şeyi açık açık konuşunca, kim neden ne yapmak istediğini anlatınca anlaşmak zor değil. Aramızda çok kez “tamam anladım, ben o açıdan bakmamıştım” cümlesi geçer. İnsanlara koçluk yapan iki kişinin arasında böyle bir iletişimsizlik ya da ego problemi olması çok saçma olurdu zaten.

EP: Bir de aynı şekilde düşünmediğimiz de karar almak için çok acele etmiyoruz. Karşı tarafın söylediklerinin tam olarak kafada şekillenmesi biraz zaman alabiliyor. Konuşuyoruz, fikirleri söylüyoruz, anlaşamazsak biraz bekliyoruz, tekrar konuşuyoruz ve büyük ihtimalle bir fikir birliğine varıyoruz. Esneklik, öğrenmeye açık olmak, empati kurmak zaten işimizin bir parçası ve sanırım uzlaşma doğallıkla kendiliğinden geliyor.

BENZER İÇERİK

Şampiyonlar Ligi, dünyanın en zor futbol sahası. Burada kendini test etmeyen...
İlk yarısı uyutucu, sıkıntı verici bir maçken ikinci devresi Galatasaray’ın...
Yazılarıyla sitemize renk katan, bir dönem gençliğinin basketbolu sevmesini...
Evet felaket bir Galatasaray izledik. Neresinden başlasam maçı anlatmaya....
Fark sadece skor değil. 6-0 güzel skor. Hele geçen sezon ki gibi Alanya...
Sezonun ilk iç saha maçı. Tribün cezaları, bayram tatili falan derken tribünler...

Aforizma

O benim değil, Tanrı'nın eliydi.

Diego Armando Maradona

ÜYELİK

Güncel

Spor Toto Süper Lig'in lideri Beşiktaş'ta bu sezon gösterdiği performansla, eski günlerine...
Beşiktaş, ligin bitimine 3 hafta kala 73 puanla zirvenin tadını çıkarıyor.   Zor geçmesi...
Beşiktaş'ta 3'er sarı kartı olan Gomez ve İsmail gibi Kayseri maçını hasarsız...
“Gereksiz bir şekilde topa çok fazla sert vurdum ve atışı gole çeviremedim. Bu son olsun... Bir...
“Yarışta ipler elinizde mi” sorusuna, Güneş’ten ilginç çıkış: "Biz ip atlamıyoruz, top oynuyoruz....