Trabzonspor-Galatasaray: 2-1 Her Şeyin Bir İlki Vardır

Trabzonspor-Galatasaray: 2-1 Her Şeyin Bir İlki Vardır

80’lerden başlıklara devam. Hiç değilse Ersan Çelik’in başlattığı küfürlü başlık tamıyorum.

Geçen haftaki Fenerbahçe maçı yazıma “çok taraflı bir yazı olmuş, tavsiyem objektif olmanız” diye bir yorum geldi Facebook’tan. Arkadaş beni iyi tanımıyor sanırım. Mümkün olduğunca objektif olmaya çalışıyorum ama 50 yıllık bir Galatasaraylı bir Fenerbahçe maçında ne kadar objektif olabilirse o kadar. Daha ne istiyorsun canım kardeşim.

Rıza Çalımbay bu sezon ikinci kez karşılaştığı Galatasaray’ı bu defa yendi. Daha önce Antalyaspor’la beraberlik almıştı. Galatasaray’ın bugüne kadar kaybettiği 7 puanın 4’ü Rıza hocanın hanesinde. Tesadüf olamaz tabii ki. Rıza hoca dersine iyi çalışıyor demek ki. Tebrikler.

Gerçekten de Trabzonspor’un dersine iyi çalıştığını gördük sahada. Geçen hafta Fenerbahçe de dersine çalışmıştı. Galatasaray’ın büyük bir coşku ve hevesle yaptığı tempoya izin vermediler. Galatasaray da zaten deplasmanlara iç sahadaki kadar coşkulu değil. İşleri ev sahipleri için kolaylaştırıyor tabii ki.

Galatasaray’da sezon başından beri yeteri kadar öne çıkamasa da atak başlangıçlarını yapan, bir nevi forvetin oyun kurucusu Belhanda olmayınca ataklar cılız kaldı. Belhanda geçen hafta kendini göstermek için çok şey yapmak istemiş, hırslanmış bu yüzden çok hata yapmıştı. Oyundan atılması onun hatası değil, belirtelim yürüyelim.

Trabzonspor da Galatasaray’a önde baskı yaparak Fernando ve N’Diaye’nin topla çıkmalarına izin vermedi. Hakem mevzusuna burada mı girsem? Evet, tam yeri, tam zamanı.

Geçen haftaki yazımda da dediğim gibi, agresif ve topa sert oynayan takımları hakem isterse frenleyebiliyor. Bu hafta da aynısı oldu. Sorun Galatasaray’ın sert oynamasına izin verilmemesi değil. Sorun, aynı hareketlere aynı faullerin verilmemesi, aynı kartların çıkmaması.

Sahada maçın kendi standartı oluşur. Buna futbolcular ve hakemler karar verir. Aynı her ligin ayrı karakteri olduğu gibi. Örneğin İngiltere’de kolay kolay hava topu mücalelelerinde faul çalındığını görmezsiniz. Maç maç da oyunun karakteri oluşur. Hakem oyun içinde standart kararlar vererek oyunun akmasını sağlar.

Artık bizim hakemlerimizin de korkmaktan vazgeçip oyunun akmasına izin vermeleri gerekiyor. Ne yazık ki bu sezon birdenbire artan ligin kalitesine hakemlerimiz yetişemiyor. Çalma kardeşim her müdahaleye. Birine çalmıyorsan diğerine de çalma. Hatta oyunu süz, basit vücut vücuda müdahaleleri oynat. Güçlü olan faul yapmadıkça oynasın.

Tabii yazıyı okuyan Galatasaraylı olmayan arkadaşlar “kaptan da bu sene Galatasaraylı topçular güçlü diye böyle yazıyor” diyeceklerdir. Valla öyle değil. En sevdiğim lig EPL. Oynatıyor adamlar çünkü kardeşim.

Galatasaray iki haftada derbilerde 5 puan kaybedince ve bariz hakem hataları olunca, insanın aklı karışıyor tabii. Şeytan Rıdvan’ın “Galatasaray kopup giderse ligin zevki kalmaz” sözünü hatırlıyoruz. Yine aynı şeytanın “İstiklal Marşını kim söyleyecek” diyerek yabancı sınırlamasının fitilini yaktığını da hatırlıyoruz. Ve tabii ki konudan bihaber siyasilerin demeçlerini de. Rıdvan efendi klasik olarak Galatasaray’ın önünü kesmek için elindeki medya gücünü, izlenirliğini çok iyi kullanıp çok iyi algı yaratıyor. Bu konuda özel eğitim aldığını düşünüyorum.

Fakat bakıyoruz, Galatasaray iki haftada 5 puan verince Rıdvan hiç bunlardan bahsetmez oldu. Neden acaba. Ancak dün Fenerbahçe puan kaybedince iki haftadır bu konuda konuşmadığına pişman olmuştur.

Galatasaray üzerine oynanan oyunlar bu kadar yeter, daha sezon boyu yazarız nasıl olsa. Hem nalına hem mıhına geleneğine bağlı biri olarak, biraz da Tudor’a çakayım. Pardon, hocayı eleştireyim.

Doğrusu ilk çıkardığı kadroya itiraz edemem. Ama mesela Koray Günter’i değil (pek izlemedik çocuğu) da Ahmet Çalık’ı merak ediyorum doğrusu. Bu Denayer’i kesemeyecek kadar kötü mü gerçekten.

Takım savunmadan top çıkarmakta zorlanırken, forvette Feghouli ile Gomis birbirlerinden kopuk oynarken bir önlem düşünmedi Tudor. Rodrigues’i almakta çok geç kaldı. Belki de Selçuk’un Gomis’e indireceği toplara bel bağlamıştı. Oysa Selçuk iki maç öncesinden eski haline dönmüştü. Hem zaten son iki haftadır görülen tek plan topu Gomis’e ulaştırmak ve ondan mucizeler beklemek yönünde bir hücum planımız var. Tudor Bursa maçında iki bek çıkarıp kanat alıp da maçı kazanınca da demiştik, zar attı tuttu. Her zaman tutmaz. Kumarda her zaman mekancı kazanır.

Rodrigues’i oyuna alıp Gomis çkarması da ayrı saçmalık. Sanki Gomis top alabildi de beceremedi gibi. Eren Gomis’in yapamadığı neyi yapacaktı acaba. Gomis’le birlikte Eren’i de oyuna alsaydı bu hem Galatasaray takımına hem de Trabzonspor takımına hem de sert bir mesaj olurdu. Minimum riskli bir kumar. Zaten 2-0 geridesin. Mesakın açık olurdu, saldıracağız kardeşim. bak bakalım o zaman oyunu Trabzonspor ceza sahasına nasıl yıkıyorsun. Yine de kazanamayabilirsin ama ortaya bir fikir, bir zeka, bir cesaret koyduğunu herkes görürdü.

Galatasaray’la ilgili tek güzel şey, sahada kavga çıktığında bütün futbolcuların takım arkadaşları için olay yerine koşmalarıydı. İkinci şey de, futbolcuların maç sonundaki açıklamalarıydı. Takım olunca böyle olur işte. Bu ilerisi için umut veriyor bana.

Maç fotoğrafında yeri hak edene bıraktım. Trabzonspor’da herkes gibi Yusuf Yazıcı’yı çok beğendim. Yanlış hatırlamıyorsam Trabzon 1461’de oynuyordu (valla şimdi açıp bakamıycam ama aynı şehirde aynı tip iki tane adam yoktur herhalde), o zaman da çok beğenirdim.

 

Makale tipi: 

BENZER İÇERİK

Maç Cuma akşamı oynandı ve ben maç yazısını aşırı sıvı alımından dolayı ertesi...
Hayatımda gördüğüm en sıkıcı Dünya Kupasıydı, hala da öyle. Bütün takımlar...
Meksika ’86 denince ilk aklıma gelen Maradona oluyor. Maradona’nın büyüklüğünü...
  İşte en çok sevdiğim, en iyi hatırladığım kupaların ilki. İlk göz...
Capo 11 yaşında. En az hatırladığım Dünya Kupasıdır. Maçlar bizim saate göre...
Her dünya kupasında ille kupanın tarihini anlatan belgeseller, kitaplar...

Aforizma

Adalet zengin bir hazinedir, günü gelince herkese lazım olur.

Şenol Güneş

ÜYELİK

Güncel

Beşiktaş, ligin bitimine 3 hafta kala 73 puanla zirvenin tadını çıkarıyor.   Zor geçmesi...
Beşiktaş'ta 3'er sarı kartı olan Gomez ve İsmail gibi Kayseri maçını hasarsız...
“Gereksiz bir şekilde topa çok fazla sert vurdum ve atışı gole çeviremedim. Bu son olsun... Bir...
“Yarışta ipler elinizde mi” sorusuna, Güneş’ten ilginç çıkış: "Biz ip atlamıyoruz, top oynuyoruz....
Süper Lig'in 31. haftasında Kayserispor'u 4-0'la geçen Beşiktaş, bitimine 3 hafta kala 73 puanla...