Yıl Sonu Atletizm Notları (2017)

Yıl Sonu Atletizm Notları (2017)

Daha önce de atletizm yazdığım için garipsenmeyeceğini tahmin ediyorum. Takip edenler bilir, bir buçuk, iki senedir Türkiye’deki atletizmi takip ediyorum. Sanmayın ki uzman oldum. O kadar çok branş ve o kadar çok sporcu var ki, hepsini bilmek mümkün değil. Benim iyi bildiğim bir branş var ama anlaşılır diye söylemeyeceğim. Bir nevi “anlarlar” durumu.

2017-2018 kış atletizm sezonu açıldı. Yarışmalar başladı yani. Yoksa milli ya da milli olma adayı ve hatta 2020 Tokyo olimpiyatlarına katılma adayı sporcular aylardır antrenman yapıyor.

TAF (Türkiye Atletizm Federasyonu)bütün branşlarda elit sporcuları kamplara aldı, alıyor. En az süreni iki haftalık bu kamplarda sporcuların bütün ihtiyaçlarını TAF karşılıyor, yol paralarını da ödüyor. Kamplar devletin tesislerinde değil, 4-5 yıldızlı otellerde yapılıyor. TAF’ın konuya çok önem verdiği görülüyor. Doğrusu önceki yıllarda nasıldı bilmiyorum, bu kadar asılıyorlar mıydı haberim yok.

Kamplar çok sıkı geçiyor. Çoğu gün çift antrenman yapılıyor. Akşamları toplantı yapılıp kamp ve o gün neler oldu değerlendiriliyor. Sporculara sık sık testler yapılıyor. Diyetisyen, fizyoterapist gibi uzmanlar sürekli olarak sporcularla ilgileniyor. Sporcuların her anları planlı. Gece ışıkların söndürülmesi gereken saate kadar karışıyor yöneticiler. Olması gerektiği gibi. Düzeltme. Spor psikoloğu yok yazmıştım, varmış. Bu maddi hatamdan dolayı özür dilerim.

Ancak bazı sorunlar da yok değil. Elit sporcuların çoğunluğu BESYO olmak üzere, öğrenci. Ve kamplar ders zamanlarına ve sınav zamanlarına denk geliyor. Mazeret sınavlarıyla falan hallediyorlar ama sporcular derslerinden geri kalıyor, yeterince iyi öğrenemiyorlar. Çözümü yok ama bunun. Güzel kısmı; sporcular kamplar süresince izinli sayılıyorlar ve devamsızlık problemi yaşamıyorlar.

Başka bir sorun daha var, bu konu sporcuları değil daha çok ülke sporunu ilgilendiriyor. Milli olan ya da TOHM(Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezleri) barajını bir kez geçen sporculara devlet sürekli burs veriyordu. Yani bir kere başarmak yeterliydi. Böyle olunca çok sayıda elit sporcu sporu bıraktı. Eğer gerçekten sporu çok sevmiyorlarsa okullarına ağırlık verip, KPSS’ye girip öğretmen olma peşine düştüler. Düşmüşler demek daha doğru. Böyle olunca ülke sporcularını kaybetmiş oldu. Bu kötü.

Ancak, öğrendiğim kadarıyla devlet her yıl yenileme isteyecekmiş. Yani bir kere milli oldu, bir kere TOHM barajını geçti diye sporcuya ödeme yapmayacak. Her yıl aktif olarak spora devam etme ve o yıl olan barajları geçme durumunda burs verecekmiş. Bu teşvik için güzel ama bu defa da hiç sporcu bulamama, sporcuların hiç başlamama ihtimali var.

Futbol oynadığım dönemde benzer bir örnek başıma gelmişti. Bir müessese kulübünde oynuyordum. Ben hariç bütün futbolcular mevsimlik işçi statüsündeydi. Müessese kulüplerinin böyle bir gücü var, sporcuya iş ve maaş verip transfer yapabiliyorlar. Olaya geleyim. Bir gün takımdaki mevsimlik işçi gözüken futbolcuların en eskilerine daimi kadro verildi. Çok sevindik, birlikte kutlamalar yaptık. Ertesi sabah idmana gittim ki kimse yok. Adamlar futbolu bırakmış. Lan nasıl olur? Adam diyor ki, ben zaten kadro için top oynuyordum, amacıma ulaştım futbolu bıraktım. Sorun sonradan çözüldü tabii. Biraz bu duruma benziyor.

Atletizmde bazı branşlarda Türkiye rekoru olimpiyat barajının altında. Sanırım özellikle o branşın ülkede geç başlamasıyla ilgili. TAF’ın kamplarının bu branşlarda gelişmeye yardımcı olacağı kesin. Ancak hala ciddi eksikler var.

Örneğin antrenörler yeterli mi? Gerektiği kadar eğitim alabiliyorlar mı? Bilgilerini arttırmak için yurtdışına eğitimlere gidiyorlar mı?

Kısa süre önce yardımcı antrenör kursu açıldı İstanbul’da. Gideyim de bir şeyler öğreneyim dedim. Yardımcı antrenörlük yapacağımdan değil, öyle bir zamanım yok zaten. Ama biraz araştırınca gördüm ki, göstermelik bir eğitim veriliyor. Yani hedeflediğim şekilde sporcuyla ve antrenörle empati kurmamı destekleyecek bir eğitim alamayacaktım, gitmedim.

Ülkede antrenman tesislerinin ve malzemelerinin iyi kalitede olduğunu söyleyemeyiz. Birebir şahidim. Yarışmalarda sorun yok. Yarışmalar için tesisler gayet iyi ama sporcunun kendi bölgesindeki tesisler ve malzemeler için aynı şeyi söyleyemeyiz. Kaldı ki, sporcular sezon boyu kendi bölgelerinde antrenman yapıyorlar.

Bütün bunlara rağmen atletizm çok keyifli. Yapması değil, izlemesi. Atletizmde bu saatten sonra herhangi bir branşta yarışmam mümkün değil zaten. Ancak jog atabilirim. Futbol oynamaya devam etmek benim için en iyisi.

Her yarışmada gencecik insanlar var etrafınızda. Hepsi fit. Müzik çalıyor, pek tarzım olmasa da. Sporcular birbirlerini destekliyor. Festival havasında geçiyor yarışmalar.

Bir de önemli bir şey daha söyleyeyim. Sürekli sporcular ve antrenörlerle iç içe oturup izliyorum yarışmaları. O kadar çok kızlı erkekli grupla yan yana oturdum ki ve hepsinin kendi aralarındaki sohbetleri duyma fırsatım oldu. Bir tek tane bile küfür duymadım. Çok ilginç geldi bu bana, yazmak istedim.

Güzel bir ortam oluyor. İzlemenizi tavsiye ederim. Bundan sonra sporcular arasında rekabet artacak ve daha zevkli yarışmalar izleyeceğiz. Haftaya yani 6-7 Ocak’ta Ataköy Atletizm Salonu’nda yarışmalar var. Ben orada olacağım. Beklerim.

Bir ek daha yapayım. Aslı Çakır Alptekin’in ismi salondan kaldırılmış. Ruhi Sarıalp ismini önermeye devam edeceğim. Ama şimdilik dopingci arkadaşın isminin kaldırılmış olması da yeterli.

Makale tipi: 

BENZER İÇERİK

Kediden fırsat bulabildiğim kadar eski bir yazıyı güncelleyeceğim. Örneklere...
Çok sinirli ve kızgınım. Takımın yenilmesine değil sinirim. Birkaç haftadır...
Necefli Maşrapa  (ya ne koyaydım)
Word’e göre böyle bir Türkçe kelime yok diyor, komple kırmızı çizdi altını. Ne...
Konuk yazarımız Avukat Şenol Özçakıcı'nın bilgilendirici yazısı...
Ben daha ne yapayım
Çocukluğumda bir şey vardı, bakkaldan alınan kazı-kazan benzeri bir çekiliş...
Net olarak söyleyeyim ki kazanç. Kendim sorup kendim cevaplıyorum, bu gidişle...

Aforizma

Livorno'yu eşimden daha çok sevdiğimi söylüyorlar. Hayır, bu doğru değil. Eşimi de, en az Livorno kadar seviyorum.

Christiano Lucarelli

ÜYELİK

Güncel

Spor Toto Süper Lig'in lideri Beşiktaş'ta bu sezon gösterdiği performansla, eski günlerine...
Beşiktaş, ligin bitimine 3 hafta kala 73 puanla zirvenin tadını çıkarıyor.   Zor geçmesi...
Beşiktaş'ta 3'er sarı kartı olan Gomez ve İsmail gibi Kayseri maçını hasarsız...
“Gereksiz bir şekilde topa çok fazla sert vurdum ve atışı gole çeviremedim. Bu son olsun... Bir...
“Yarışta ipler elinizde mi” sorusuna, Güneş’ten ilginç çıkış: "Biz ip atlamıyoruz, top oynuyoruz....